Aşkın Yeni Yedek Kulübesi: Benching
Eskiden ilişkiler ya başlardı ya biterdi.
Netti.
Ya “bir şey” olurdu ya da olmazdı.
Şimdi ise yeni bir ara form çıktı:
Ne sevgili, ne yabancı, ne flört, ne de tamamen yok.
Sadece beklemede.
Adı da çok manidar: benching.
Kelime spor kökenli. Basketbolda oyuncuyu oyundan alır, kenara — yani yedek kulübesine — oturtursunuz.
İlişkilerdeki versiyonu da birebir aynı:
Seni tamamen bırakmuyor.
Ama hiçbir zaman oyuna da almıyor.
Bir mesaj gelir.
Sonra sessizlik.
Bir yakınlaşma olur.
Sonra geri çekilme.
Tam “bir şey oluyor galiba” dersin,
karşı taraf seni yine ilişki ihtimalinin askısında bırakır.
Bu yeni ilişki biçiminde ayrılık yoktur. Çünkü ayrılık bir netliktir.
Ve benching yapan kişi netlikten özellikle kaçar.
Çünkü sen onun hayatında bir seçenek değil,
ihtiyaç anında çağrılacak bir yedek oyuncusun.
İşin en yorucu tarafı şu:
Ortada açık bir red de yoktur.
Ama gerçek bir kabul de yoktur.
İnsan belirsizlikle başa çıkmakta zorlanır; çünkü zihni hep şunu sorar:
“Devam mı ediyor?”
“Ben mi abartıyorum?”
“Biraz daha sabretsem mi?”
Ve benching tam burada beslenir.
Çünkü umut, en güçlü bağdır.
Ve bazı insanlar seni sevdikleri için değil,
varlığının ihtimalini kaybetmek istemedikleri için yanında tutar.
Bu davranış çoğu zaman egoyla ilgilidir.
Birinin seni cepte bilmesi, sana gerçekten değer vermesinden değil,
seni kaybetme riskini göze alamamasındandır.
Ama ironik olan şu ki; seni kaybetmemek için seni tutarken,
en çok seni tüketir.
Benching ile schrecking arasında ince bir fark vardır:
Schrecking seni korkuyla ve geri çekilerek kontrol eder.
Benching ise seni tamamen bırakmayarak.
İkisi de aynı yerden beslenir:
Güç ve duygusal üstünlük.
Ama gerçek şu:
Seven insan yedekte tutmaz.
İlgisi net olur.
Varlığı güven verir.
Çünkü aşk, birinin seni istediği zaman oyuna soktuğu bir alan değil;
yan yana oynanan bir sahadır.
Ve artık kadınlar şunu çok iyi biliyor:
Yedek kulübesinde beklemek, bir gün oyuna girmek anlamına gelmiyor.
Sadece başkasının kararına bağlı yaşamak anlamına geliyor.
O yüzden bazen en büyük özgüven şudur:
Oyuna çağrılmayı beklememek.
Ve kendi sahandan çıkıp gitmek.
Bir sonraki kelimede görüşmek üzere