Dolap Dolu, Giyecek Hiçbir Şey Yok!
Kadınların bitmeyen gardırop bilmecesi…
Elifce ile Kahve Molası
Dolabın kapağını açıyorsunuz… Elbiseler, gömlekler, pantolonlar, geçen hafta aldığınız ama etiketini bile çıkarmadığınız kıyafetler…
Ve birkaç dakikalık derin bir incelemenin ardından o meşhur cümle geliyor:
“Benim giyecek hiçbir şeyim yok!”
Tanıdık geldi mi? Üstelik bu cümleyi kurarken dolabın kapağını kapatmakta bile zorlanıyor olabiliriz!
Peki, bu nasıl bir çelişki? Gerçekten kıyafetimiz mi yok, yoksa seçenekler arasında mı kayboluyoruz?
İşin psikolojik tarafı oldukça ilginç. Seçenek fazlalığı olarak bilinen durum, bazı koşullarda karar vermeyi zorlaştırabiliyor. Yani dolabımızda ne kadar çok kıyafet varsa, ne giyeceğimize karar vermek bazen o kadar karmaşık hâle gelebiliyor.
Üstelik moda tarihi de bu konuda bize küçük bir ipucu veriyor. 19. yüzyılda hazır giyim üretiminin yaygınlaşmasıyla kıyafetlere ulaşmak giderek kolaylaştı. Zamanla moda, yalnızca ihtiyaçlarımızı değil, değişen zevklerimizi ve kendimizi ifade etme biçimimizi de şekillendirdi.
Bir de işin ruh hâli meselesi var!
Dün bayılarak giydiğimiz elbise bugün gözümüze sıradan gelebiliyor. Bazen spor, bazen klasik, bazen de hiç uğraşmamış gibi görünüp aslında uzun uzun hazırlandığımız o zahmetsiz şıklığı istiyoruz.
Ve tabii ki dolabımızın değişmez misafirleri…
“Bir gün mutlaka giyerim” diye sakladığımız elbiseler, “Biraz zayıflayınca olur” dediğimiz pantolonlar ve yıllardır ayrılmaya kıyamadığımız o meşhur parçalar!
Ama belki de mesele dolabımızın doluluğu değil, içindekilerin bugünkü hayatımıza ve tarzımıza ne kadar uyduğu.
Bir Fincan Kahvenin Son Sözleri…
Bence şıklık, dolabımızdaki kıyafet sayısıyla değil, kendimizi içinde iyi hissettiğimiz parçalarla ilgili.
Bazen en sevdiğimiz kot pantolon, beyaz bir gömlek ve küçük bir aksesuar, saatlerce düşündüğümüz kombinlerden çok daha güzel hissettirebilir.
Çünkü stil, her gün başka biri gibi görünmek değil, kendimiz olmanın en güzel hâlini bulmaktır.
Ama yine de itiraf edelim…
Yarın sabah dolabın karşısına geçtiğimizde büyük ihtimalle aynı cümleyi kuracağız:
“Of, bugün ne giyeceğim ben?”
Sevgiyle,
Elifce