SONDER
Herkes kendi hikâyesinin başrolünde…
Kelime Avı serimizde bugün, belki de daha önce adını hiç duymadığınız ama mutlaka en az bir kez hissettiğiniz tuhaf ve güzel bir farkındalığın peşine düşüyoruz.
Bugünün kelimesi: Sonder.
Kalabalık bir caddede yürüdüğünüzü düşünün.
Yanınızdan yüzlerce insan geçiyor.
Birisi aceleyle işe yetişmeye çalışıyor.
Bir başkası telefonda konuşuyor.
Birisi kahvesini almış, dalgın dalgın yürüyor.
Bir başkası otobüs durağında sessizce bekliyor.
Sizin için hepsi yalnızca birkaç saniyeliğine gördüğünüz yabancılar.
Ama sonra bir an durup düşünüyorsunuz:
Onların da benimki kadar karmaşık bir hayatı var.
İşte bu farkındalığa Sonder deniyor.
Sonder, karşımızdan geçen ve belki de hayatımız boyunca bir daha hiç görmeyeceğimiz insanların bile kendi hikâyelerinin başrolünde olduğunu fark ettiğimiz o garip anı anlatıyor.
Çünkü bizim için yalnızca “otobüsteki adam” olan biri, başka birinin babası olabilir.
Kafede yan masada tek başına oturan kadın belki birazdan hayatını değiştirecek bir karar verecek.
Sabah size kahvenizi uzatan barista belki akşam önemli bir sınava hazırlanacak.
Trafikte yanınızdan geçen arabadaki kişi belki yıllardır görmediği birine kavuşmaya gidiyor.
Biz bunların hiçbirini bilmiyoruz.
Çünkü insanların hayatlarına çoğu zaman yalnızca birkaç saniyeliğine misafir oluyoruz.
Otobüste yanınıza ciddi yüzlü biri oturduğunda, belki içinizden:
“Sabah sabah ne kadar suratsız…”
diye geçiriyorsunuz.
Oysa belki önemli bir iş görüşmesine gidiyor.
Belki kötü bir haber aldı.
Belki de sadece uykusunu alamadı.
Siz onun hayatından yalnızca birkaç saniyelik bir kare gördünüz.
Oysa o karenin öncesinde yıllar, sonrasında ise henüz yaşanmamış koskoca bir hayat var.
Sonder'ın en etkileyici tarafı da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Biz kendi hayatımızın merkezindeyiz ama dünyanın merkezi değiliz.
Çevremizdeki herkesin bizim hiç bilmediğimiz hayalleri, korkuları, sevinçleri, kırgınlıkları, beklediği haberleri ve anlatmadığı hikâyeleri var.
Belki de bunu fark etmek insanlara karşı biraz daha anlayışlı olmamızı sağlıyor.
Çünkü bazen bir insanın davranışını görüyoruz ama hikâyesini bilmiyoruz.
Bir dahaki sefere kalabalık bir caddede yürürken etrafınıza biraz daha dikkatli bakın.
Yanınızdan geçen yabancıların her biri bir yerlere gidiyor, birilerini seviyor, bir şeylerden korkuyor, bir şeylerin hayalini kuruyor…
Ve onların hikâyesinde de siz, belki yalnızca birkaç saniyeliğine yanlarından geçen bir yabancısınız.
İşte o birkaç saniyelik farkındalığın bir adı var:
Sonder.
Peki siz hiç kalabalığın ortasında durup:
“Acaba yanımdan geçen bu insanların nasıl bir hayatı var?”
diye düşündünüz mü?