TEKİN ŞAHİN
Köşe Yazarı
TEKİN ŞAHİN
 

04.17’DE DURAN HAYAT

Saat 04.17. Bu ülkede bazı saatler vardır, artık zamanı göstermez. Yalnızca acıyı gösterir. O gece takvimler 6 Şubat’ı gösteriyordu ama aslında takvimler de yıkıldı. Duvarlar gibi, şehirler gibi, hayatlar gibi… Bir saniye öncesi vardı, bir saniye sonrası yoktu. Uykudaydık. Bir kısmımız rüyadaydı, bir kısmımız umutluydu, bir kısmımız yarın ne giyeceğini düşünüyordu. Sonra yer uyandı. Ama biz bir daha eskisi gibi uyanamadık. O gece anneler çocuklarını kollarıyla korumaya çalıştı. Babalar kapı eşiğinde durdu, “geçer” dedi, geçmedi. Çocuklar ilk kez korkuyu öğrendi, son kez gülümseyenler oldu. Beton konuştu. Sessizliği beton bozdu. Ve sonra… Sessizlik geri geldi. En ağır, en soğuk, en uzun sessizlik. Enkazların altında kalan yalnız bedenler değildi. Bir ülkenin vicdanı da çöktü o gece. İsimler kaldı listelerde, ayakkabılar kaldı kapı önlerinde, oyuncaklar kaldı odalarda. Sahipsiz kalan sadece evler değildi; yarınlardı. “Alışacağız” dediler. Hayır… Böyle acılara alışılmaz. Alışan insan değildir zaten. Üç yıl geçti. Takvim ilerledi, mevsimler değişti, gündemler değişti. Ama Adıyaman hâlâ sabaha 04.17’de uyanıyor. Hatay hâlâ her sarsıntıda nefesini tutuyor. Kahramanmaraş hâlâ “o gece” diye konuşuyor. Deprem bitmedi. Sadece kameralar gitti. Sadece manşetler değişti. Konteynerlerde büyüyen çocuklar var bu ülkede. Okula değil, hayata erken başlayan çocuklar… Bir duvar sesi duyduğunda irkilen, gece lambasını kapatmayan, “ya yine olursa” diye uyuyan çocuklar. Bir mezar taşı yok bazen. Bir adres yok. Bir mezarlıkta sıra sıra isimler var ama hikâyeler yarım. Ve biz… Biz unutmamayı seçmek zorundayız. Çünkü unutursak, bir daha olur. Çünkü unutan toplum, aynı acıyı yeniden yaşar. Çünkü 6 Şubat yalnızca bir doğa olayı değil, bir sorumluluk sınavıydı. O sınavda kaybettiklerimiz oldu. Ama hâlâ kaybetmememiz gereken bir şey var: hafızamız. Bugün bir mum yakmak yetmez. Bir paylaşım yetmez. Bir tören yetmez. Bu ülke, 04.17’yi yalnızca anmakla değil; bir daha yaşatmamakla borcunu öder. Yıkılan binaların altında kalan canlarımızı değil, onları koruyamayan düzeni gömmedikçe bu saat hep çalmaya devam edecek. Saat 04.17… Hayatın durduğu an. Vicdanın susmaması gereken an. Unutmadık. Unutturmayacağız. Çünkü bazı acılar, ancak hatırlanarak iyileşir.
Ekleme Tarihi: 06 Şubat 2026 -Cuma

04.17’DE DURAN HAYAT

Saat 04.17.
Bu ülkede bazı saatler vardır, artık zamanı göstermez.
Yalnızca acıyı gösterir.

O gece takvimler 6 Şubat’ı gösteriyordu ama aslında takvimler de yıkıldı. Duvarlar gibi, şehirler gibi, hayatlar gibi…
Bir saniye öncesi vardı, bir saniye sonrası yoktu.

Uykudaydık.
Bir kısmımız rüyadaydı, bir kısmımız umutluydu, bir kısmımız yarın ne giyeceğini düşünüyordu.
Sonra yer uyandı.
Ama biz bir daha eskisi gibi uyanamadık.

O gece anneler çocuklarını kollarıyla korumaya çalıştı.
Babalar kapı eşiğinde durdu, “geçer” dedi, geçmedi.
Çocuklar ilk kez korkuyu öğrendi, son kez gülümseyenler oldu.

Beton konuştu.
Sessizliği beton bozdu.
Ve sonra…
Sessizlik geri geldi.
En ağır, en soğuk, en uzun sessizlik.

Enkazların altında kalan yalnız bedenler değildi.
Bir ülkenin vicdanı da çöktü o gece.
İsimler kaldı listelerde, ayakkabılar kaldı kapı önlerinde, oyuncaklar kaldı odalarda.
Sahipsiz kalan sadece evler değildi; yarınlardı.

“Alışacağız” dediler.
Hayır…
Böyle acılara alışılmaz.
Alışan insan değildir zaten.

Üç yıl geçti.
Takvim ilerledi, mevsimler değişti, gündemler değişti.
Ama Adıyaman hâlâ sabaha 04.17’de uyanıyor.
Hatay hâlâ her sarsıntıda nefesini tutuyor.
Kahramanmaraş hâlâ “o gece” diye konuşuyor.

Deprem bitmedi.
Sadece kameralar gitti.
Sadece manşetler değişti.

Konteynerlerde büyüyen çocuklar var bu ülkede.
Okula değil, hayata erken başlayan çocuklar…
Bir duvar sesi duyduğunda irkilen, gece lambasını kapatmayan, “ya yine olursa” diye uyuyan çocuklar.

Bir mezar taşı yok bazen.
Bir adres yok.
Bir mezarlıkta sıra sıra isimler var ama hikâyeler yarım.

Ve biz…
Biz unutmamayı seçmek zorundayız.

Çünkü unutursak, bir daha olur.
Çünkü unutan toplum, aynı acıyı yeniden yaşar.
Çünkü 6 Şubat yalnızca bir doğa olayı değil, bir sorumluluk sınavıydı.

O sınavda kaybettiklerimiz oldu.
Ama hâlâ kaybetmememiz gereken bir şey var: hafızamız.

Bugün bir mum yakmak yetmez.
Bir paylaşım yetmez.
Bir tören yetmez.

Bu ülke, 04.17’yi yalnızca anmakla değil;
bir daha yaşatmamakla borcunu öder.

Yıkılan binaların altında kalan canlarımızı değil,
onları koruyamayan düzeni gömmedikçe
bu saat hep çalmaya devam edecek.

Saat 04.17…
Hayatın durduğu an.
Vicdanın susmaması gereken an.

Unutmadık.
Unutturmayacağız.
Çünkü bazı acılar, ancak hatırlanarak iyileşir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tekirdagmedyasesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.