BAŞKANLAR GİDİYOR YA… PEKİ, GERİDE KALANLAR NE YAPACAK?
Tekirdağ siyasetinde artık mesele yalnızca kimin hangi partide kalacağı değil.
Asıl mesele, yıllarca aynı yolda yürüyenlerin şimdi hangi yöne döneceği…
Dün aynı masada oturanlar, aynı kürsüden konuşanlar, aynı seçim otobüsüne binenler bugün yol ayrımında. Başkanlar kararlarını vermeye hazırlanıyor. Kimi CHP’de kalıyor, kimi yeni bir yol arıyor, kimi ise sessizce bekliyor.
Peki ya geride kalanlar?
Yıllarca başkanların yanında siyaset yapanlar ne olacak?
Onlarla birlikte mahalle mahalle gezenler, seçim gecelerinde aynı sevinci yaşayanlar, en zor günlerinde yanlarında duranlar şimdi kimin arkasında duracak?
Partinin mi?
Başkanın mı?
Yoksa kendi siyasi geleceklerinin mi?
Tekirdağ’da mutlak butlan kararının ardından CHP örgütleri yeniden şekillendirildi. İl ve ilçe başkanları değişti, yeni görevlendirmeler yapıldı. Ankara’da ise Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri CHP’den ayrılarak Yeni Parti’nin kapısını açtı.
Şimdi aynı ayrışmanın yerel siyasete nasıl yansıyacağı bekleniyor.
Özellikle Çerkezköy’de Vahap Akay’ın CHP’den ayrılacağı ve bazı belediye meclis üyelerinin de kendisiyle birlikte hareket edeceği iddiası, yalnızca bir istifa haberi değildir.
Bu, yıllardır birlikte yürüyen bir siyasi kadronun en ağır sınavıdır.
Çünkü ayrılmak, yalnızca bir dilekçe vermek değildir.
Ayrılmak; dün omuz omuza durduğun insanlara bugün son kez bakmaktır.
Ayrılmak; yıllarca altında siyaset yaptığın parti bayrağını geride bırakmaktır.
Ayrılmak; seninle yürüyenlere, “Ben gidiyorum, siz ne yapacaksınız?” diye sormaktır.
İşte bugün Tekirdağ siyasetinde cevabı aranan asıl soru budur:
Başkanlar giderken kimler arkalarından yürüyecek?
Kimler kapının önünde kalacak?
Kimler yıllarca yanında durduğu başkanına sırtını dönecek?
Kimler partisini bırakmayacak?
Kimler son ana kadar susup rüzgârın yönünü bekleyecek?
Bugün herkes başkanların vereceği kararı konuşuyor. Oysa asıl hikâye, onlar gittikten sonra başlayacak.
Çünkü gidenler yeni bir yol bulabilir.
Yeni bir partiye katılabilir.
Bağımsız kalabilir.
Hatta başka bir siyasi kapıyı çalabilir.
Ama geride kalanlar, yıllarca söyledikleri sözlerle ve verdikleri fotoğraflarla baş başa kalacak.
Dün “Sonuna kadar beraberiz” diyenlerin yarın nerede duracağı görülecek.
Dün başkanların gölgesinde siyaset yapanların, o gölge çekildiğinde ne kadar ayakta kalabildiği anlaşılacak.
Ve belki de en acısı şu olacak:
Aynı yola birlikte çıkanlar, yolun sonunda birbirlerine yabancı gibi bakacak.
Şimdi Tekirdağ’da herkes başkanların ağzından çıkacak cümleyi bekliyor.
Fakat kimse geride kalanların sessizliğini konuşmuyor.
Oysa bazen siyasette gidenlerin ardından kapanan kapının sesi değil, geride kalanların suskunluğu daha çok şey anlatır.
Başkanlar gidiyor ya…
Peki, yıllarca onlarla birlikte yürüyenler şimdi ne yapacak?