SOSYOLOG ÖZLEM SEZGİN KILIÇÇI
Köşe Yazarı
SOSYOLOG ÖZLEM SEZGİN KILIÇÇI
 

HEYBELİADA HALKİ RUHBAN OKULU: BİR BİNA MI, BİR HAFIZA MI?

HEYBELİADA HALKİ RUHBAN OKULU: BİR BİNA MI, BİR HAFIZA MI? Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Atina’da, yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin ve azınlık hakları tartışmalarının sembol başlıklarından biri olan Heybeliada Ruhban Okulu’na ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu’nun eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini söyledi. Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu’ndaki kapsamlı yenileme çalışmalarının önümüzdeki aylarda tamamlanacağını belirterek, “Eylül ayında da açılışı kutlayacağız” dedi. İstanbul’un açıklarında, çam ağaçlarının arasına saklanmış sessiz bir yapı yıllardır Türkiye’nin en gürültülü tartışmalarından birinin merkezinde duruyor: Halki Ruhban Okulu. Şimdi yeniden açılacağına dair açıklamalar yapılıyor. Tarih veriliyor. Diplomatik mesajlar veriliyor. Uluslararası basın süreci yakından takip ediyor. Ama Türkiye’de konu yalnızca bir okul değil. Çünkü bu topraklarda bazı yapılar tuğladan değil,  hafızadan inşa edilir. Heybeliada Ruhban Okulu da tam olarak böyle bir yer. Okul, 1844 yılında Osmanlı döneminde açıldı. Fener Rum Patrikhanesi’nin en önemli din adamı yetiştirme kurumlarından biri haline geldi. Uzun yıllar boyunca Ortodoks dünyasının ruhani merkezlerinden biri olarak görüldü. 1971 yılında ise Türkiye’de özel yükseköğretim kurumlarına ilişkin anayasal düzenlemeler nedeniyle kapandı. Ve o günden beri yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil, diplomatik ve politik bir sembol olarak yaşamaya devam etti. Bugün okulun yeniden açılması tartışılırken mesele artık eğitim olmaktan çok daha büyük. Kimileri için bu, Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda vereceği modern ve özgüvenli bir mesaj. Kimileri içinse tarihsel hafızayı tetikleyen sembolik bir taviz. Çünkü bu coğrafyada hafıza geçmişte kalmaz; siyasetin içine sızar. Kıbrıs meselesi, Türkiye–Yunanistan gerilimleri, azınlık politikaları, Ege tartışmaları… Bütün bunlar yıllar boyunca toplumun zihninde birbirine bağlandı. Bu nedenle bazı insanlar EOKA gibi tarihsel travmaları hatırlıyor ve Ruhban Okulu meselesine yalnızca “bir okul açılıyor” şeklinde bakamıyor. Duygular burada devreye giriyor. Ancak aynı noktada önemli bir ayrımı da korumak gerekiyor. Bir dönemin silahlı örgütleriyle bugünün diplomatik ve hukuki tartışmalarını doğrudan aynı çizginin devamı gibi görmek sağlıklı bir analiz üretmiyor. Tarihsel korkular gerçek olabilir; fakat her güncel gelişme otomatik olarak aynı senaryonun yeniden başladığı anlamına gelmez. Asıl dikkat çekici olan ise, bu konunun Türkiye’de ne kadar hızlı biçimde kutuplaştırıcı hale gelebildiği. Çünkü mesele çoğu zaman okulun kendisinden çok, insanların ona yüklediği anlamlarla ilgili. Bir kesim için konu: Egemenlik, tarihsel güvenlik refleksi, Lozan hassasiyeti, geçmiş travmalar üzerinden okunuyor. Onlara göre küçük görünen bazı sembolik adımlar, ileride daha büyük siyasi taleplerin başlangıcı olabilir. Diğer kesim ise meseleye: Dinî özgürlük, kültürel çoğulculuk, demokratik standartlar, uluslararası hukuk çerçevesinden yaklaşıyor. Bu bakışta Ruhban Okulu’nun açılması bir “taviz” değil, modern devlet refleksi olarak görülüyor. Türkiye’de tartışma tam da burada sertleşiyor. Çünkü aynı olay, iki farklı zihinsel haritada tamamen başka anlamlara dönüşüyor. Bir taraf için güvenlik meselesi olan şey, diğer taraf için özgürlük meselesi haline geliyor. Ve Türkiye’nin kronik kutuplaşması tam da bu noktada besleniyor: Aynı gerçekliğe bakan insanların tamamen farklı duygusal hafızalarla düşünmesi. Uluslararası çevreler açısından bakıldığında okulun açılması: Dinî özgürlükler, kültürel miras, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri, diplomatik normalleşme başlıklarında olumlu bir sembol olarak görülüyor. Türkiye açısından ise mesele yalnızca dış politika değil. İç politikada da güçlü karşılıkları var. Çünkü semboller bazen gerçeklerden daha güçlüdür. Bir okul binası, yıllardır çözülemeyen tarihsel gerilimlerin üzerine yansıtılan dev bir projektöre dönüşebilir. Aslında sorulması gereken soru şu: Heybeliada Ruhban Okulu gerçekten bir güvenlik meselesi mi? Yoksa geçmiş korkularımızın üzerine yansıttığımız bir anlamlar savaşı mı? Belki de Türkiye’nin önündeki en büyük mesele, bu soruya korkuyla değil, soğukkanlılıkla cevap verebilmekte yatıyor.   Kaynaklar: https://www.tesev.org.tr/wp-content/uploads/rapor_Heybeliada_Ruhban_Okulunun_Gelecegi_Uzerine_Tartisma_Ve_Oneriler_II_Basim.pdf https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/50314#:~:text=Heybeli%20Ada%20Ruhban%20Okulunun%20kurulu%C5%9F,%C3%BCzerindeki%20manevi%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BCn%20kaybedilmesi%20endi%C5%9Fesidir https://www.bbc.com/turkce/articles/c2033297y03o https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/patrikhane-ve-ruhban-okulu  
Ekleme Tarihi: 25 Mayıs 2026 -Pazartesi

HEYBELİADA HALKİ RUHBAN OKULU: BİR BİNA MI, BİR HAFIZA MI?

HEYBELİADA HALKİ RUHBAN OKULU: BİR BİNA MI, BİR HAFIZA MI?

Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Atina’da, yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin ve azınlık hakları tartışmalarının sembol başlıklarından biri olan Heybeliada Ruhban Okulu’na ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu’nun eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini söyledi.

Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu’ndaki kapsamlı yenileme çalışmalarının önümüzdeki aylarda tamamlanacağını belirterek, “Eylül ayında da açılışı kutlayacağız” dedi.

İstanbul’un açıklarında, çam ağaçlarının arasına saklanmış sessiz bir yapı yıllardır Türkiye’nin en gürültülü tartışmalarından birinin merkezinde duruyor: Halki Ruhban Okulu.

Şimdi yeniden açılacağına dair açıklamalar yapılıyor. Tarih veriliyor. Diplomatik mesajlar veriliyor. Uluslararası basın süreci yakından takip ediyor. Ama Türkiye’de konu yalnızca bir okul değil. Çünkü bu topraklarda bazı yapılar tuğladan değil,  hafızadan inşa edilir. Heybeliada Ruhban Okulu da tam olarak böyle bir yer.

Okul, 1844 yılında Osmanlı döneminde açıldı. Fener Rum Patrikhanesi’nin en önemli din adamı yetiştirme kurumlarından biri haline geldi. Uzun yıllar boyunca Ortodoks dünyasının ruhani merkezlerinden biri olarak görüldü.

1971 yılında ise Türkiye’de özel yükseköğretim kurumlarına ilişkin anayasal düzenlemeler nedeniyle kapandı. Ve o günden beri yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil, diplomatik ve politik bir sembol olarak yaşamaya devam etti.

Bugün okulun yeniden açılması tartışılırken mesele artık eğitim olmaktan çok daha büyük. Kimileri için bu, Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda vereceği modern ve özgüvenli bir mesaj. Kimileri içinse tarihsel hafızayı tetikleyen sembolik bir taviz.

Çünkü bu coğrafyada hafıza geçmişte kalmaz; siyasetin içine sızar.

Kıbrıs meselesi, Türkiye–Yunanistan gerilimleri, azınlık politikaları, Ege tartışmaları… Bütün bunlar yıllar boyunca toplumun zihninde birbirine bağlandı. Bu nedenle bazı insanlar EOKA gibi tarihsel travmaları hatırlıyor ve Ruhban Okulu meselesine yalnızca “bir okul açılıyor” şeklinde bakamıyor.

Duygular burada devreye giriyor. Ancak aynı noktada önemli bir ayrımı da korumak gerekiyor.

Bir dönemin silahlı örgütleriyle bugünün diplomatik ve hukuki tartışmalarını doğrudan aynı çizginin devamı gibi görmek sağlıklı bir analiz üretmiyor. Tarihsel korkular gerçek olabilir; fakat her güncel gelişme otomatik olarak aynı senaryonun yeniden başladığı anlamına gelmez.

Asıl dikkat çekici olan ise, bu konunun Türkiye’de ne kadar hızlı biçimde kutuplaştırıcı hale gelebildiği. Çünkü mesele çoğu zaman okulun kendisinden çok, insanların ona yüklediği anlamlarla ilgili.

Bir kesim için konu: Egemenlik, tarihsel güvenlik refleksi, Lozan hassasiyeti, geçmiş travmalar üzerinden okunuyor. Onlara göre küçük görünen bazı sembolik adımlar, ileride daha büyük siyasi taleplerin başlangıcı olabilir.

Diğer kesim ise meseleye: Dinî özgürlük, kültürel çoğulculuk, demokratik standartlar, uluslararası hukuk çerçevesinden yaklaşıyor. Bu bakışta Ruhban Okulu’nun açılması bir “taviz” değil, modern devlet refleksi olarak görülüyor.

Türkiye’de tartışma tam da burada sertleşiyor. Çünkü aynı olay, iki farklı zihinsel haritada tamamen başka anlamlara dönüşüyor. Bir taraf için güvenlik meselesi olan şey, diğer taraf için özgürlük meselesi haline geliyor. Ve Türkiye’nin kronik kutuplaşması tam da bu noktada besleniyor:

Aynı gerçekliğe bakan insanların tamamen farklı duygusal hafızalarla düşünmesi. Uluslararası çevreler açısından bakıldığında okulun açılması: Dinî özgürlükler, kültürel miras, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri, diplomatik normalleşme başlıklarında olumlu bir sembol olarak görülüyor.

Türkiye açısından ise mesele yalnızca dış politika değil. İç politikada da güçlü karşılıkları var. Çünkü semboller bazen gerçeklerden daha güçlüdür.

Bir okul binası, yıllardır çözülemeyen tarihsel gerilimlerin üzerine yansıtılan dev bir projektöre dönüşebilir.

Aslında sorulması gereken soru şu: Heybeliada Ruhban Okulu gerçekten bir güvenlik meselesi mi? Yoksa geçmiş korkularımızın üzerine yansıttığımız bir anlamlar savaşı mı?

Belki de Türkiye’nin önündeki en büyük mesele, bu soruya korkuyla değil, soğukkanlılıkla cevap verebilmekte yatıyor.

 

Kaynaklar:

https://www.tesev.org.tr/wp-content/uploads/rapor_Heybeliada_Ruhban_Okulunun_Gelecegi_Uzerine_Tartisma_Ve_Oneriler_II_Basim.pdf

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/50314#:~:text=Heybeli%20Ada%20Ruhban%20Okulunun%20kurulu%C5%9F,%C3%BCzerindeki%20manevi%20%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BCn%20kaybedilmesi%20endi%C5%9Fesidir

https://www.bbc.com/turkce/articles/c2033297y03o

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/sinan-meydan/patrikhane-ve-ruhban-okulu

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tekirdagmedyasesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.